Dil Bozukluğu ve Konuşma Bozukluğu Aynı Mıdır?

Dil ve konuşma birbirinden farklıdır. Dil, insanların birbirleriyle duygu ve düşüncelerini paylaşmak amacıyla kullandığı ortak kurallar sistemidir. Bir dil, yalnızca konuşma dilini akla getirmemelidir; yazı ve işaret kullanımı da bir dildir. Konuşma ise bu duygu ve düşünceleri içeren kuralların gerekli organlar yardımıyla fiziksel olarak üretildiği sistemdir. Bir çocuk duygu ve düşüncelerini aktarmak için gerekli dilbilgisine sahip olabilir fakat konuşma organları (dil, dudak vb.) işlevini gerektiği şekilde yerine getiremediğinden konuşamayabilir. Diğer yandan, başka bir çocuk konuşma organları işlevini kusursuz yerine getirdiği halde dil gelişimindeki bir aksaklık nedeniyle konuşamayabilir, ya da her ikisi de aynı anda görülebilir.

Bir çocuk eğer başkalarının söylediklerini anlamakta (alıcı dil) veya duygularını, düşüncelerini yeterli düzeyde sözel olarak aktarmakta (ifade edici dil) güçlük yaşıyorsa o zaman bu bir dil bozukluğudur. Dil bozuklukları, bilinen belirli bir nedene sahip olmayan alt grupları kapsayan gecikmiş dil veya gelişimsel dil bozukluğu (özgül dil bozukluğu) olabileceği gibi; zihinsel yetersizlikler, nörolojik problemler ve işitme engeli gibi belirli bir nedene bağlı olarak gelişen dil bozukluklarını kapsamaktadır.
Diğer yandan eğer bir çocuk konuşma seslerini doğru veya akıcı bir şekilde üretmekte zorluk yaşıyorsa o zaman bu bir konuşma bozukluğudur. Konuşma bozuklukları, ses, konuşma sesi bozuklukları, akıcılık ve motor konuşma bozukluklarından oluşmaktadır.  Dil ve konuşma bozuklukları çocuklarda birbirinden ayrı olarak veya birlikte de görülebilmektedir.
 

Normal Dil ve Konuşma Gelişimi
Araştırmacılar yapılan çalışmalarla dil edinim sürecin başlangıcının aslında çok daha erken olduğunu ortaya koymuşlardır.
Bebeğin işitme sistemi, hamileliğin son üç ayında iyice gelişmektedir ve ana rahminde pek çok sesi duymaya başlar. Bebek kendi anadiline ait vurgularla ve amniyo sıvısı yoluyla kendisine ulaşan annesinin sesiyle de çok ilgilidir. Bu şekilde, konuşma ritimleri, doğduğunda çocuğun beynine yerleşmiş olur.
Doğumdan sonra bebekler konuşmalarını sağlayacak organları henüz zihinsel ya da fiziksel olarak yönetemese de, çoğu zamanlarını annelerinin sesini dinleyerek geçirir ve dil ile ilgili her türlü bilgiyi kaydederler. Aslında bebekler ilk sözcüklerini söylemeden çok önce farklı istekler için farklı ağlama tonları, gülme ve agulama gibi pek çok iletişim yolunu kullanabilmektedirler. Bebeğinizle ilk iletişim onun dili anlaması veya kullanmasından çok önce başlar. Bebeğiniz, beslenme ya da alt değiştirme sırasında sesinize tekme atarak ya da agulayarak tepki verir. Olumlu duygularını size gülümseyerek olumsuz duygularını ise ağlayarak anlatır. İlk anlamlı sözcüklerini üretirken bile karşıdaki kişinin anlaması için el işaretleriyle bunlara eşlik eder. Anne babalar ise bu tepkileri kısa sürede çözümleyerek bunlara yanıt verir ve böylece iletişimi zenginleştirir.
Agulamak, gülmek ve anlamsız sesler çıkarmak bebeklerin ilk iletişim girişimleridir. İlk yaşlarının sonlarına doğru anlamlı konuşma benzeri sesler çıkarırlar. İlk anlamlı sözcükler on ikinci aydan sonra üretilmeye başlar. Bu noktada bireysel farklılıklar olabilmektedir: bazı bebekler anlamlı sesler çıkarmak için sürekli çabalarken bazıları buna hazır olana kadar bekleyebilirler. On sekizinci aydan sonra bebeklerin yeni sözcük öğrenme süreçleri oldukça hızlanır ve bir haftada bile büyük değişimler görülebilir. Bu dönem çocukların sözcük dağarcıklarının hızlıca geliştiği dönemdir fakat bir dili öğrenmek tek tek kelimeleri üretmekten fazlasını gerektirir. Sözcükleri birleştirerek, yerlerini değiştirerek belirli hece veya sesler ekleyerek vb. kuralları kullanarak farklı anlamlar üretebilmek gerekir, bu dilbilgisidir.
Çocuklar 2 yaşından önce dilbilgisini sözcüklerle birlikte jest-mimik gibi işaretleri kullanarak gerçekleştirmektedir. 2 yaş civarı çocuklar sözcükleri birleştirerek farklı anlamlar oluşturmak için işaretleri azaltarak dilbilgisel kurallardan faydalanmaya başlarlar. 2.5 yaşından sonra sözcük dağarcıkları hızla gelişmekte, ürettikleri cümleler anlamsal ve dilbilgisel açıdan zenginleşmektedir. 4-5 yaşına gelindiğinde artık çocuklar bir yetişkine isteklerini, ihtiyaçlarını, ilgilerini uzun ve karmaşık cümlelerle zorlanmadan ifade edebilmekte ve çevresinde duyduğu şeylerin çoğunu rahatlıkla anlayabilmektedir.
 

Çocuğumun yaşadığı geçici bir gecikme mi, yoksa bir bozukluk mu?
Üç yaş veya altındaki bazı çocuklar dili anladıklarına dair belirti göstermezler. Ses çıkarırlar fakat çıkardıkları sesleri iletişim amacıyla kullanma yollarını yani konuşmayı henüz öğrenmemiş küçük çocuklarınki gibidir. Dilin belli özelliklerini aynı hızda öğrenmezler. Dil gecikmesi olan çocuklar, tipik gelişim gösteren akranlarıyla aynı dil gelişim basamaklarını izlerken her beceriye akranlarıyla aynı hızda ulaşamaz. Ancak bu çocukların bir kısmı akranlarını yakalayabilirler. Tipik gelişim gösteren akranlarını yakalamayan diğer çocuklar ise gelişimsel gerilik gösterir. Eğer iki yaşındaki bir çocuğun en az 50 sözcükten oluşan kelime dağarcığı ve spontan konuşmada iki sözcüklü kullanımların olmaması gecikmiş dil şüphesi uyandırabilir. Dil gecikmesi bir durumdur. Akranlarını yakalayan çocuklar bu durumu atlatırken, akranlarını yakalamayan çocuklar dil bozukluğu olan çocuklar olarak karşımıza çıkar.
Dil bozukluğu, herhangi bir nedene bağlı olabileceği gibi (zihinsel yetersizlik, nörolojik bozukluklar, işitme engeli vb.) olabileceği gibi; zeka, işitme, oral yapı ve işlevlerinde engelin eşlik etmediği dil bozuklukları olarak ikiye şekilde sınıflandırılabilir. Zeka, işitme, oral yapı ve işlevlerinde engelin eşlik etmediği, sadece dilin etkilendiği dil bozukluğuna gelişimsel dil bozukluğu (özgül dil bozukluğu) adı verilmektedir.

Dil gecikmesine veya bozukluğuna etki edebilecek bazı riskler:
Dil gecikmesi veya bozukluğuna yol açabilecek birçok faktör bulunmaktadır.

Genetik
Dil bozukluğu olan anne, baba veya kardeşe sahip çocukların dil bozukluğu için diğer çocuklardan daha fazla risk taşıdığı yapılan çalışmalarda açık bir şekilde ortaya koyulmuştur. Bu tür bir genetik riskin varlığı üzerinde şu an yapılabilecek fazla bir şey yoktur fakat aileler çocuğun bundan asgari seviyede etkilenmesi için erken dönemden itibaren bu durumun farkında olup çocuğun iletişim becerilerini geliştirmeye yönelik çalışmalıdır.
 

Ebeveyn Etkisi
Çocukları ile sık oyun oynayan, etkileşimli kitap okuyan ve çocukların meraklı sorularını sade bir kullanarak yanıtlayan ebevynlerin çocuklarının dil gelişimlerinin daha iyi durumda olduğu kanıtlanmıştır.
 

İşitme Kaybı
İşitme kaybı olan çocuklar sözel dili anlamak ve kendisini sözel olarak ifade etmek konusunda yaşanacak problemler açısından büyük bir risk taşımaktadır. Eğer bu durum erken fark edilip müdahale edilmezse çocuk iletişim problemi, öğrenme güçlüğü, kendisini sosyal olarak soyutlama gibi birtakım problemlerle karşılaşacaktır. Yapılan çalışmalarda erken tanı ve müdahale alan işitme kaybı olan çocukların ilerleyen dönemlerde yaşıtlarıyla aralarındaki farkı kapatabildiği ortaya koyulmuştur.
 

Bilişsel, Nörolojik veya Gelişimsel Bir Bozukluk
Bilişsel bozukluğa, nörolojik problemlerine (hidrosefali, strok, havale gibi) ve otizm spektrumu bozukluklarına (otizm, yaygın gelişimsel bozukluk) sahip çocuklarda medikal, gelişimsel ve davranışsal birçok problemin yanında dil ve konuşma becerilerinde de sıkıntı görülmektedir. Bazı durumlarda çocuğun geç konuşması sadece konuşma probleminden öte yukarıda sayılan bozuklukların ön belirtisi olabilmektedir. Aileler ve uzmanların bunu dikkate alması ve zamanında yönlendirmesi önemlidir. 18 aylık olan, diğer çocuklarla oynamak istemeyen ve kendini ifade etmekte güçlük yaşayan bir çocuğun dil ve konuşma problemi olabilir ama aynı zamanda bunlar otizmin belirtileri de olabilir. Konuşması geciken bir çocuk için tüm ailelerin en kötü senaryoyu düşünmek gibi bir davranış içerisine girmemeleri gerekir. Fakat problemin erken fark edilmesi önemlidir. Bu tür bir durum çıkması durumunda bile erken bir tanı ve müdahale problemin çözümünde daha hızlı yol alınmasını sağlayacaktır.

Hangi durumlarda şüphelenmeliyim?
Özellikle 18-30 ay arası dönemde olan, normal zekaya sahip ama gecikmiş konuşması olan çocuklarda dil gelişimi probleminin belirli durumlarda devam edebileceğine ilişkin ortak görüşler bulunmaktadır. Bu durumlara aşağıda yer verilmiştir:

Dili anlama
Dili anlama genellikle dili kullanma ve ifade etmekten önce gelişmektedir. Yapılan bazı çalışmalarda 24-30 ay arası dönemde ifade etme becerileri gecikmiş olan çocukların bir yıl izlendikten sonra yapılan değerlendirmelerinde o dönemde sözel dili anlaması yaşıtlarına uygun bulunan çocukların ifade etme becerilerinde yaşıtlarını yakaladığı fakat diğerlerinin dil problemlerinin devam ettiği ortaya koyulmuştur. Bu sonuçlar, erken dönemde sözel ifadeleri anlamakta güçlük çeken çocukların dil bozukluğu için daha fazla risk altında olduğunu göstermektedir.

Jestleri kullanmak
Geç konuşan çocuklardaki jest veya el/kol işareti kullanımı sayısının daha sonraki dönemde sözel dil becerilerini yordadığı bulunmuştur. Buna göre farklı iletişim amaçları için birçok sayıda jest kullanan geç konuşan çocukların akranlarını yakalama şansı jesti daha az kullananlara göre daha yüksektir.

Tanılanma yaşı
Yapılan birçok çalışmadan çıkarılan ortak sonuç; çocuğun dil ve konuşma problemi ne kadar geç tanılanırsa çocuk o kadar yavaş gelişim gösterir. 24- 30 ay arası olan bir çocuk yaşıtları hızlı bir gelişim gösterirken yavaş bir gelişim gösteriyorsa bu çocuk aradaki farkı kapatamadıkça dil problemi daha da müdahale edilmesi zor hal alabilir.

Ürettiği sözcükler veya cümleler
Çocuğun sahip olduğu sözcük sayısı da ileriki dil gelişimi için yordayıcı olabilmektedir. Örneğin 2 yaşında 50’den az anlamlı sözcüğe sahip çocuklar dil bozukluğu için bir risk taşımaktadır. Dil bozukluğu riski taşıyan çocuklar, çoğunlukla basit eylemleri kullanma eğilimindedirler.

Sosyal beceriler
Dil gecikmesine veya dil bozukluğuna sahip bazı çocuklar, kreş ve okullarda çoğunlukla akranları yerine öğretmenleri ile iletişim kurmaktadırlar. Dil gecikmesi veya dil bozukluğu olan çocukların sosyal becerilerde de yetersizlik gösterebilmektedir. Bu çocuklar, oyun becerilerinde akranlarından daha düşük performans sergilemektedirler.

Aileler ne yapmalı?
Eğer çocuğunuzun dil veya konuşma gelişimi konusunda şüpheleniyorsanız bir dil ve konuşma bozuklukları uzmanına başvurunuz. Dil ve konuşma terapisti çocuğun sözel dili anlamasını ve ifade etmesini standardize testler yardımıyla ölçecek, çocuğun çevresiyle iletişimini doğal ortamda değerlendirecek, gelişimi etkileyebilecek faktörleri belirleyerek aileye bundan sonra ne yapmaları konusunda danışmanlık hizmeti verecektir.

Neden bir uzmana danışmalıyım?
Dil ve konuşma terapisti çocuğunuzun dil ve konuşma becerilerinin kapsamlı şekilde değerlendirecek ve değerlendirme sonunda çocuğunuzun iletişim becerilerine yönelik bilgiler verecektir veya belirli aralıklarla kontrol etmek isteyecektir.

İlk Görüşme Öncesinde Ne Yapmalıyım?
Çocuğun dil ve/veya konuşma problemini tüm boyutlarıyla anlayabilmek için dil ve konuşma terapisti ilk değerlendirmede çocuğun medikal, sosyal ve gelişimsel öyküsüne de ihtiyaç duyacaktır. Bu nedenle yapılacak bir değerlendirme öncesi daha önce yapılan muayene ve değerlendirmelere dair kulak burun boğaz hastalıkları uzmanları, çocuk nörolojisi uzmanları ve çocuk psikiyatrisi uzmanlarından alınan raporların yanınızda bulundurulması önemlidir.

www. dktd.org sitesini kullanarak size en yakın dil ve konuşma terapistine ulaşabilirsiniz.